Halk Mı Elitler Mi?
Samo Burja
Her toplumda olduğu gibi Amerika’nın da başarısızlıklarının kökenleri derindir. Bunların izi, gerçekliğe dair temel düzeyde bir yanlış anlaşılmaya sürülebilir. Toplumumuzda, bunlardan birisi elitlere yönelik çelişkili değerlendirmedir. Amerika’nın elitleri aynı anda hem her şeye kadir hem de beceriksiz olarak görülüyorlar. İnsan yapımı ya da doğal olsun, büyük ve korkunç olaylar yaşandığında politikacılara, sosyal medya kodamanlarına, üniversite başkanlarına, milyarderlere ve benzerlerine olaylar üzerinde bir etki gücü atfediyoruz ve bunu kullanmalarını bekliyoruz. Neden tüm güçlerini kullanıp krizi engellemediler? Öte yandan elitler en iyi hamlenin ne olacağı üzerine tartışmak için toplandıklarında, bu forumlar kötü niyet ve komplo ile özdeşleştiriliyor. Suçlama zaten yapılmış, “gerçekçi” olanlar elitlerin yerlerine başkalarını koymayı, “idealist” olanlar elitlerin hiç olmaması gerektiğini önerir. Asıl yanlış kanıya ikisi tarafından da itiraz edilmez.
“Elitler” kavramı bugün birçok anlamı ima etse de, Max Weber veya Vilfredo Pareto gibi erken dönem sosyologlar teknik bir bağlamda kullanmışlardır: toplum üzerinde baskın bir etkisi olan zümre. Bunlar güce sahip olanlardır. “Elit” kavramının farklı bir kullanımı “elit sporcu” gibi kendi yetenek alanı içinde en üstte olan kişi anlamındaki ifadelerde de geçer. Bu iki küme gerçekten de kesişir, fakat tam anlamıyla değil. Odağımızı toplumu etki altına almak için uğraşan elitlere indirgersek, başarı standartlarının, sonuç olarak elitlik statüsünün ölçülme şeklinin evrensel olmadığını fark ederiz. Zamana, hükümet yapısına ve diğer koşullara bağlı olarak değişiklik gösterebilirler. Elitleri tanımak ve dünyalarında yol bulmak için geçerli standartları ayırt edebilmek gerekir.
Etki sahibi olan elitlere, elbette sadece hükümet makamlarında yer almasalar da hakim sınıf denilebilir. Elit sınıf kavramı, seçiciliği ve orantısızca büyük toplumsal etkiyi ima eder. Gücün toplumdaki dağılımı muhtemelen aynısı olmasa bile Pareto dağılımı gibi gözükmektedir, çünkü Pareto dağılımında en güçlü olan tek bir şahıs olurdu ve kendisinden sonraki kişiye göre katbekat daha güçlü olurdu. Bu mümkün olabilse de toplumlar oligarşik olabilir ve böyle sistemlerde elitler arasındaki güç düzeyleri daha dengeli dağılır. Aykırı durumları bir kenara bırakırsak her durumda genel nüfustaki güç dağılımı aşağı yukarı bir Pareto eğrisini izler. Buna karşın elit kesim içinde bu söz konusu toplumun yapısına bağlıdır.
Elitlerin Toplumdaki Rolü
Birçok insan, elitlerin doğası gereği hasımmışçasına davrandığına inanır, bunun detayları da politik görüşlerinin çerçevelerine bağlıdır. Bu, anlaşılabilir ve suçlamaların çoğu kelimesi kelimesine doğru olmasa da haklılık payı bulundurmaktadır; elitlerin yaygın olsa bile başarısızlığını ve işlevsizliğini, başlı başına elitlere karşı argüman olarak görmek çok kolaydır. Bizimkisi gibi kurumların başarısız olduğu ve sık sık krizler yaşandığı bir zamanda, elitleri sorumluluktan muaf tutmak doğru olmaz, hatta tam tersi doğru olabilir. Yine de şunu belirtmek gerekir ki, elitlerin yalnızca topluma olumsuz etkisi yoktur ve aslında toplumun işleyişinde birçok kilit rolü vardır. İşleyen bir elit kesim olmadan, işleyen bir topluma sahip olamayız.
Bir toplumu, birbirine bağlı kurumların ekosistemi olarak düşünebiliriz. Kurumlar bol miktarda, iyi tasarlanmış ve işlevsel olduğunda toplumun ve medeniyetin geliştiğini görürüz. Bunlar az sayıda, kötü tasarlanmış veya işlevsizlerse çöküp çürüyen bir toplum görürüz. Tarih boyunca en iyi kurumlar diğerlerinden birçok çeşit kertede daha üstün performans göstermiştir – işlevsel kurumlar istisnadır. Bir tane işlevsel kurum, işlevsiz yüz tane kurumdan daha iyidir.
Elitler yeni işlevsel kurumlar tesis etmek ve eski kurumları yeniden tesis etmek adına gerekli kaynakları, yetenekleri ve gayreti seferber etmek için gereklidir. Başka hiç kimse bunu yapabilecek nüfuz ve bağımsızlığa sahip değildir. Bir kurum tesis etmek çok zordur, işlevsel bir kurum tesis etmek daha da zordur ve de işlevsiz bir kurumu yeniden tesis etmek belki de en meşakkatlisidir. Bu sadece teknik bir zorluk değil, aynı zamanda siyasi bir zorluktur. Bu görevler elitler için yeterince zordur, hele ki senin benim gibilere daha daha zordur ve bu görevlerde elitler başarılı olarak herkes için yarar sağlayan müreffeh bir toplum yaratır. Dahası, önemli işlevsel kurumlar tesis etmek, onları tesis edenleri haklı olarak elit haline getirme eğilimindedir. Elitler olmadan çok daha az sayıda ve çok daha az işlevsel kurumumuz olurdu. Elitsiz bir toplum zorunlu olarak çürür ve içindeki herkes için kötüye gider.
Elitlerin oynadığı başka bir önemli rol ise toplumdaki statü ve itibarın denetlenmesidir. Tarihteki her toplum başlıca aynı kaygılar tarafından yönlendirilmemiştir. Bazıları ekonomik kaygılara odaklı olmasıyla diğerlerinden ayrılırken; diğerleri bilimsel, askeri, dini ve insani kaygılara odaklanmıştır. Ama hepsinde statü ve itibarın ödüllendirilmesine, denetlenmesine, ele geçirilmesine dair bir sistem vardı – ki aslında bu sistem toplumun yalnızca hayatta kalmanın ötesinde bir şeylerle ilgilenmesini sağlayan itici güçtür.
Elitlerin çeşitli faaliyetlere statü ve itibar sağlama gücü vardır, Elon Musk’ın roket bilimine ve uzay keşfine ya da geçmişte birçok hükümdar ve liderin bilimsel veya sanatsal girişimlere statü sağlaması gibi. Çeşitli alanlara statü ve itibar kazandırılması, onlara ne kadar çaba harcanacağını doğrudan etkiler ve böylece toplumun o alanda ne kadar başarılı olacağına da etki eder. Amerika’nın başarılı olan Ay’a yolculuk görevi bundan on yıldan daha kısa süre önce JFK’nin etkileyici bir konuşma yapmasıyla başladı. Ay’a inişle ilgili o konuşmayı yapmasına gerek yokken yine de yaptı. Basitçe söylemek gerekirse, yararlı amaçlara yönelik bir yönlendirme olmadan, bir toplum daha azını başarır.
Bütün bunlarla birlikte, elit güçlerin en başta nereden geldiğini incelemekte yarar var. Üç önemli kaynak var: stratejik öneme sahip kurumlarda resmi makamlar veya içeriden bilgi, diğer elitler veya elitlerin etkileşim kurmak zorunda kaldığı gruplarla kişisel ve mesleki bağlantılar, ve –en sade şekliyle– yetenek, “elit sporcu” gibi. Toplum üzerinde etkisi olan elitler söz konusu olduğunda bu genelde ikna, organizasyon veya strateji yeteneği anlamına gelir. Bu yöntemlerden herhangi biriyle toplum üzerinde çok yüksek düzeyde etkili olmak mümkündür ama genelde üçünün bir kombinasyonu gerekir. Elitler temelde stratejik hareket eder, çevrelerine ve diğer güç odaklarına etkili bir şekilde karşılık verir. Zenginlik gibi alışılmış güç göstergeleri genelde bu üç alandan birisinde stratejik manevralardan kaynaklıdır.
Resmi Makamların Basamak Taşları Olarak Kullanılması
ABD Merkez Bankası eski başkanı Alan Greenspan, gücünü başlıca stratejik öneme sahip bir kurumda resmi makamından alan elitler arasında iyi bir örnek teşkil eder. Greenspan görev başındayken düzenli olarak piyasa güvenini etkileyerek ekonomiye yön veren açıklamalar yapmıştır – bu stratejik iletişim yönetimi olarak bilinen bir taktiktir. Bu güç, çabucak bir aramayla doğru konuşma konularını seçmede yardımcı olabilecek iktisatçılara sahip olması ile önemli ölçüde artmıştır. Ayrıca hükümet görevlileriyle ve üst düzey iş dünyası liderleriyle doğrudan etkileşimi olduğu için onları şahsen ve doğrudan etkileyebiliyordu. İktisat politikası üzerinde doğrudan siyasi güce sahip olmasını saymadık bile.
Nitekim Greenspan’ın toplumsal etkisi göründüğü gibi kabul edilmemelidir. Gazetecilere bazen bilerek saçma sapan demeçler verdiğini; basın toplantılarının, gerçek bilgi aktarımı niyeti taşınmadan yalnızca hesap verebiliyor gibi gözükmek için yapıldığını itiraf etmiştir. Bu resmi gerçeklik ile asıl gerçeklik arasındaki farklılığı göz önüne seriyor. Resmi gerçeklikte Fed başkanı ekonominin durumu hakkında bilgi vermek için bir basın toplantısı düzenliyor. Bu varsayım altında hareket eden gazeteciler, kendisinin demeçlerini iyi niyetle söylediğine şahsen inanıp inanmamalarından bağımsız olarak yaymaktadır. Asıl gerçeklik ise basın toplantılarının görev icabı düzenlenmesi ama mevcut görevini sürdürdüğü müddetçe ekonominin durumu hakkındaki doğru bilginin paylaşılamamasıdır.
Bu çağdaş Batılı elitlerin bir özelliğidir: Bir anlatıyı ilerletme ve en azından bu anlatıya gelen itirazları karartma becerisine göre seçilirler. Aptallık ya da kafa karışıklığı gibi görünen şeyler taktiksel olabilir, özellikle illa bir şey söylenmesi gereken “şeffaf” televizyon çağında. Donald Trump’ın dikkat dağıtmayı silah olarak kullanması iyi bilinir ama tarzı kendine has olsa da yarattığı kaos öyle değildir. Nancy Pelosi basına kasten kafa karıştırıcı demeçler vermesiyle bilinir; sonraki hamlesini karartır. Elitlerin söylemleri ve davranışları incelenirken dikkatli olunmalı, göründüğü gibi kabul edilmemelidir. “Yanlış” gibi görünen kararlardan yırtabilme yeteneği genelde bir güç göstergesidir; Donald Trump, Kanye West ve çeşitli diğer ünlüler üzerinden bu varsayım öne sürülebilir.
Ağlar ve Strateji
Gerek kamuoyu önünde gerek bireyler arası olsun elitler kendilerini saldırılara karşı savunmada ve kendini ifade etmede iyi olma eğilimindedir. Bu bizi elit gücünün ikinci kaynağına götürür: müttefiklerin kolayca tespiti ve rakiplere karşı safları sıkılaştırma becerisi. Kurumsal makamlarda olduğu gibi sıra dışı bir beceri bu güç kaynağını besleyebilir. Örneğin insanların ne istediklerini anlamakta çok iyi olmak ve bunları elde etmelerine yardımcı olmak nitelikli bir elit ağının inşası ve sürdürülmesi imkanını sağlar. Ayrıca sınırların nerede çizildiğini anlamak da önemlidir – kimin gerçekten kimin “tarafında” olduğu ve hangi anlaşmazlıkların sahici olmaktan ziyade şov olduğu. Bu, karmaşık toplumsal vakalarda biçimle özü ayırt edebilme becerisi gerektirir.
Bu aynı zamanda değişen elit koalisyonlarını takip etmek anlamına gelir: Kişiler ve hizipler çıkarlarına bağlı olarak ve yeni elitlerin ortaya çıkmasıyla taraf değiştirebilir. Pareto, elit sınıfın işlevsel olması için “toplumun içinden daha yeni ve becerikli unsurların” getirilmesi zorunluluğunu vurgulamıştır. Çoklu güç merkezlerinin olduğu bir dünyada farklı elit sınıflar ortaya çıkar ve güç dengesi kayar. Elit bir çevreye katılmak; içerideki güç dengesini, aktörleri ve bu aktörlerin amaçlarını tespit etmek demektir.
Bu yalnızca imajla, resmi unvanlarla, makamla, üslupla başarılabilecek bir görev değildir. Güç çıkarlarının tespitinden sonra elit çevrelere katılmak isteyen kişinin görevi bu çıkarlarla uyum sağlamaktır. Örneğin İngiltere Kral’ının gücü meselelerin dışında kalmasından kaynaklanır: Kamuoyu önünde şahsi görüşlerini açıklayarak gücünü arttırmayı denemesi –ünlü olma yolunda yapılan bir şey olmasına rağmen– onun için hata olur. Prens Harry ve Meghan Markle kamuoyunda daha görünür olmanın, kraliyet içindeki itibarın azalmasıyla ilişkili olduğunu herkesin bildiği üzere daha yeni öğrendiler.
Yine de elit bir ağa alışılmış sosyal becerilere sahip olmadan erişmenin yolları vardır, özellikle de kriz zamanlarında ve olağan dışı durumlarda. Doris Kearns Goodwin’in Amerika İç Savaşındaki Abraham Lincoln kabinesini anlatan –genelde partiler üstü uzlaşma üzerine bir hikaye olarak çarpıtılır– Team of Rivals isimli çok satan kitabı, bu dinamiğe dair oldukça ilginç bir vakadan bahseder. Savaş Bakanı Edwin M. Stanton her şeye boyun eğen birisi değildi, kibarca söylemek gerekirse öfkeden volkan gibi patlardı. Aşırı derecede kırıcı konuşan ve uzlaşılmaz birisi olarak bilinirdi; hatta savaştan yıllar önce Lincoln’un şahsına karşı bile böyle olduğu iddia edilir.
Ama Lincoln’un insanlarla uyumlu ilk Savaş Bakanı yolsuzluk iddialarıyla boğuşurken Stanton’un uzlaşılmaz tavrı, kamuoyunda toplum yararına bağlılığına dair bir güven uyandırdı. Onun sosyal olarak kolay kolay etkilenmeyeceğini ve başkalarına iyi gözükmekle ilgilenmediğini biliyorlardı. Engin idari ve düşünsel becerileri onu savaşın yürütülmesi için vazgeçilmez hale getirdi ve Lincoln’un “iyi polis”ine karşın “kötü polis” rolünü inandırıcı biçimde oynamasını sağladı. Bazıları onun Lincoln’a karşı düşmanca bir tutum gösterdiğine inanırdı ama bu büyük oranda göstermelikti veya şahsi olmayan geçici bir öfke patlamasıydı.
Başka bir elit stratejisi önceden tanımlanmış stratejik bir role bağlı kalmaktır, tarihsel sürekliliğe dayalı olarak soydan geçen bir monarşi gibi. Söylenene göre Kraliçe II. Elizabeth’in İkinci Dünya Savaşı sırasındaki sorumluluğu her Britanya vatandaşıyla aynıydı: yıkılmamak, bir istikrar timsali olmak ve her zorluğa karşı soğukkanlılığını korumak. Bu görevi zarif bir şekilde yerine getirme konusundaki kişisel becerisi elit statüsünün kaynağı değildir ama gücünü arttırıp korumasını sağlar. Elit dinamiklerini genel olarak anlamak diğer elitlerin, özellikle de yükselen elitlerin, tavsiyelerini ve stratejik uyumlarını belirli durumlar için şekillendirmelerini sağlar.
Kraliçe Elizabeth’in, Donald Trump’ın Twitter stilini uyarlamasının onun lehine çalışmayacağı barizdir, zira monarşinin mevcut meşruiyeti birleştirici “her şeyin üstünde” olma gayesine bağlıdır, özellikle de siyasi tartışmaların üstünde. Mutlaka siyasi görüşleri var ki görüşler edinmek onun makamında mesleki bir risktir –devlet güvenliği kararlarının, ulusal politikanın ve yasaların oluşturulmasına 70 yıldır tanıklık etmiştir– ama bunların ne olduğunu bilmiyoruz. Bu belirsizlik, 70 yıldır sürdürülen kasten geliştirilmiş bir durumdur.
Yükselen Elitlerin Hakim Sınıfa Dahil Olması
Pareto’ya göre “toplumun içinden daha yeni ve becerikli unsurlar” elit sınıfa nasıl dahil edilir?
Genelde elitler kendilerine yardımcı olacak, basitçe “kullanışlı” olan insanlar aramaktadır. Yükselen bir elitin kullanışlı olabilmesinin birçok yolu vardır. İlk büyük başarısı finansal verileri Bloomberg Terminal üzerinden satmak olan Michael Bloomberg gibi, bir kişi nadir veya değerli bir kaynak sağlayabilir. Bir kişi Robert Clive örneğinde olduğu gibi hayati bir beceriye sahip olabilir: Hindistan’ın fethinde sergilediği askeri becerileri onu sıradan bir Doğu Hindistan Ticaret Kumpanyası memurluğundan Bengal valiliği ve tümgenerallik konumuna yükseltmiştir. Bir kişi, Martin Luther King Jr. örneğinde olduğu gibi, üzerinde etkili olduğu elit olmayan bir kesim adına pazarlık yürütme becerisine sahip olabilir: Destek veren elit hizipler arasında aracı olup uzlaşmalar sağlama becerisi ona Amerika’nın ırk politikalarını değiştirebilme gücü kazandırmıştır.
Mevcut elitler gücü elde etme ve sürdürme becerisiyle tanımlandığı için güç dinamiklerine karşı duyarlı olmak onlarla bağlantı kurmada kilit önemdedir. Yükselen bir elit, elitlere kullanışlı önerilerde bulunmak ve yardımcı olabilmek için bu anlayışa sahip olmalıdır: eğer durumu yanlış değerlendirirse avantajdan ziyade yük haline gelecektir. Ayrıca verilen herhangi bir bilgiyi, bunu sağlayan elit mevkidaşının aleyhine kullanmayacak muhakemeye ve sadakate sahip olduklarını göstermeleri gerekir. Başka bir deyişle, bir işbirliğinin akla uygun olması için bir elitin çıkarlarına –yani ortak çıkarlara– hem değer katma becerisinin, hem de sadakatinin ortaya konması gerekir.
En başta, yükselen bir elit, bu sınıfa nasıl erişim kazanır? Network kurmada ve kariyer basamaklarını tırmanmada elit üniversitelerin ve diğer elit kurumların rolü iyi bilinir ama doğrudan bilgi alışverişi yapmak bunun daha basit bir yoludur. Doğru şekilde yapılırsa tavsiye istemek de bunu sağlayabilir. Koloni dönemi Amerikası’nda yükselen bir elit örneği olan Benjamin Franklin’in Pennsylvania yasama organındaki bir rakibinden, kendisine nadir bir kitabı ödünç vermesini rica etmesi rekabeti sona erdirmek için etkili bir yöntem olmuştur. Neden birisine iyilik yaptınız diye ona olan saygınız artsın? Hatta onların size iyilik yapmasından daha fazla! Çağdaş psikologlar, bu oldukça mantıksız görünen sonucu “Ben Franklin etkisi” diye tanımlamaktadır. Mantıksız olduğunu varsaymaktansa, daha ikna edici alternatif bir açıklaması olduğunu düşünüyorum: iyilik yapan kişi bu iyilikle neler yapabileceğinizi değerlendiriyor. İyilikler, işbirliği yolundaki başlangıç hamleleri olup, bunların yükselen elit tarafından takip edilmesi gerekir. İyilik yapılan kişi Ben Franklin kadar azimli olmasaydı, bahsi geçen etkiyi yaratacağını zannetmiyorum.
Başka bir yaklaşım ise elitlerin yararlı bulacağı bilgileri kamuya açık hale getirip fark etmelerini ummaktır. Bu özellikle tanımı gereği rekabetin daha az olduğu niş alanlarda değerli olabilir. Bunda aynı zamanda cömertlik unsuru vardır ve kısa vadede net bir getirisi yoktur. Elitler, kendilerinden bir şey talep eden veya sözüm ona iyi tavsiyeleri olan insanların kendilerine ulaşmalarına alışkınlardır ve böyle konuşmalardan sıyrılmaya da alışkınlardır, bu yüzden bu tarz iyi niyet ve güven göstergeleri onlara dinlemeye devam etmeleri için bir neden sağlar. Örneğin düşünsel alanlarda internet sayesinde erişilebilir hale gelen veriler ve iletişim kanalları, elitlerin geleneksel kurumların dışından becerikli işbirlikçiler bulmasına olanak tanır. Kapsamlı araştırmalar sadece arşivlere, üniversitelerdeki ve kütüphanelerdeki veritabanlarına erişimi olan insanlar tarafından değil, her yerden yapılabilir. Bilgi ekosisteminin dönüşümü bazı elitlerin yeni yaklaşımlar denemesine yol açmıştır ve bu gelecek yıllarda yoğunlaşabilir.
Yükselen bir elit, kendi savını sunma şansı yakaladığında durumu ve etkileşimde bulunduğu kişinin isteklerini iyice anladığından emin olmalıdır. Kurumsal analiz, bunu yapmanın kullanışlı yollarından birisidir. Bu tip analizin bir örneği olarak, İngiltere Kraliçesi’nin şu anda sahip olduğu makamları –tüm kurumsal pozisyonlarını– incelemek ve konumunu güçlendirmenin bir yolunu bulmak verilebilir. Henüz aklına gelmemiş bir şey var mıdır? Hangi kurumlar ve aktörler böyle bir eyleme girişmesine engel olabilir? Böyle hassas bilgiler üzerine konuşmak için, yükselen bir elitin ciddi bir güven kazanması gerekir. Bu zor olsa da becerikli ve dikkatli hareket edilirse başarılabilir.
Tahminen, elitler ne tip bir bilgiyi takdir ederdi? Yükselen bir elit, mevcut elitlerin ilgi alanlarını ve onların çabalarını ileriye neyin taşıyabileceğini belirleyebilir. Daha büyük bir bulmacanın kayıp parçasına sahip olduklarını göstermek isterler: bu mevcut bir eliti, yükselen bir aktörün kendisinin yapamadığı bir çıkarım yapabileceğini görmek için bilgileri paylaşmaya teşvik edebilir. Bu yükselen aktör daha üstün zekalıdır veya belirli bir konuda daha fazla bilgi sahibidir diye olmak zorunda değil, ancak konuya başka bir bakış açısıyla ya da farklı bir altyapıdan yaklaştığı için olabilir. Yerleşik elitin kurumlar veya yaklaşımlarında bir kusur fark edebilir veya gözden kaçmış bir yerde iyileştirme önerebilir. Mevcut elitin gündemine almayı değerlendirmediği, değerli bir kazanım olabilecek bir kurumu tespit edebilir. Elit ağındaki bir boşluğu fark edip o boşluğu kendi sahip olmadığı bağlantı ve becerileri olan birini tanıtarak doldurabilir.
Elitler toplum üzerinde baskın etkiye sahiptir ama bu zorunlu olarak tam anlamıyla eşgüdümlü hareket ettikleri anlamına gelmiyor. Bağımsız kişiler, yarım yamalak, veya birbirine dair bilgileri eksikli olan rekabet halindeki ağlar, elitleri çatışmaya sürükleyebilir. Yükselen bir elit, kapsamlı bir incelemeyle tamamlayıcı becerileri ve bağlantıları olan elitleri tespit ederek böyle boşlukları doldurmakta çok yardımcı olabilir. Elitler aynı zamanda kişilik tipine, stiline ve ilgi alanlarına bağlı olarak, bu kişilerle çalışmayı tercih edebilir ya da çalışmaktan kaçınabilir. Başta bunları ayırt etmek kolay olmayabilir, o yüzden yükselen bir elit örüntüleri dikkatli gözlemlemelidir. Yükselen elitlerin daha güçlü koordinasyona sahip olmasına yönelik bu teşvik gerçekten de koordinasyonu arttırır, bu nedenle elitlerin birbiriyle daha az kavga etmesini ve daha fazla işbirliği yapmasını sağlar, böylece toplumun bütünü için olumlu sonuçları olur.
Mevcut ya da yükselmekte olan elit ağlarının içsel mekanizmaları genelde şeffaflıktan uzaktır ama etkisi toplum içinde dalga dalga yayılır. Yalnızca bu içsel mekanizmaları anlayarak, onlarla empati kurarak, analiz ederek ve elit davranışı ile stratejisinin dinamiklerini kavrayarak toplumu çözebiliriz – asıl dinamikleri de dikkate alarak yeniden şekillendirebiliriz.
Yazar: Samo Burja
Çevirmen: Hakkı Bluoyd
Editör: Fahri Tüfenktürk
Yazının Orjinali: Reform Is Driven by Rising Elites


