Kitle Bağışıklık Araçları
Mehmet Çoban
Korona salgınının bittiğinin ilan edildiği 2023 yılından beri derin bir komplo teorisi açlığı içindeyim. Antik metinleri yeniden okuyor, artık kimsenin girmediği forumlara giriyor, Facebook gruplarında paranormal olaylar arıyorum. Ama gördüğüm şeylerin hiçbiri artık beni kesmiyor.
Salgının en önemli terimi olan “Yeni normal”de insanların kendi bağışıklık sistemi olduğu, sıradan kişilerin gripten ölme ihtimalinin neredeyse hiç olmadığı, insanların yemek yemek zorunda olduğu ve yemek yiyebilmek için belirli aralıklarla evinden çıkmak zorunda olduğu iddiaları bile komplo teorisi ilan edildiği için son yıllarda komplo üretim kalitesi baya düştü. Bu sebeple biraz eski konulara dönmek lazım. Salgın zamanlarında düşünme işini uzmanlara bırakan kişilerin virüsün kaynağının laboratuvar olmayacağına işaret etmek için sıklıkla dile getirdiği bir iddia vardı: Devletler neden bir virüs üretsin?
Yıllar süren saklama girişimleri, hapis cezaları, sosyal ölüm yaptırımları ve gerçekten milyonlarca kişinin ölümünden sonra bugün virüsün laboratuvarda üretildiğini inkar edilemez şekilde biliyoruz. Konudan uzak olanlar için ABD Temsilciler Meclisi’nde yapılan sorgulamalar sonucunda ortaya çıkarılan 550 sayfalık raporu ve sözde salgın sürecinde yapıldığı kabul edilen hataları bu web sitesinden okuyabilirsiniz. Bu rapor ABD’de hazırlandığı için ABD devletiyle ilgili hatalardan bahsediyor. Bizim devletin kendine has yaptığı hatalar da var.
Virüsün kökenine dair birçok delil elde edilse ve virüsün üretilme amacı hakkında herhangi bir kaynakta bir açıklama göremedim. Ben de her mantıklı insan gibi kişisel ve sanal çevremde gördüklerimden çıkarım yapmaya çalıştım. (Böyle yaparsanız komplo teorisyeni olursunuz. Dikkat edin.)
Virüs yeterli güvenlik önlemlerine sahip olmayan bir laboratuvardan kaçtığı için tamamlanmış bir ürün değil. Bu sebeple yapacağımız çıkarımlar da tamamlanmamış bir ürünün tamamlansaydı gerçekleştireceği amacını tahmin etmek üzerine olacak.
Elimizde virüsün üretim amacını tahmin etmek için iki tane önemli işaret var. Birinci işaret koronaya yakalananların bazılarının bir süre HIV testlerinde pozitif çıkması. Yapılan bu testleri doğrudan vücuttaki HIV virüsünü tespit etmeyip vücutta HIV bulunması durumunda salgılanan tepki ve savunma materyallerini tespit ediyor. İkinci işaret koronaya yakalananların 5-6 ay kadar başka gribal hastalıklara yakalanmaması yada yakalanırlarsa vücutlarının normalde olduğundan daha fazla bağışıklık tepkisi göstermesi. İkinci işaret, birinci işaretten daha zayıf bir işaret. Ancak birinci işaret virüsün üretim amacını neredeyse ortaya koyuyor.
Aşılar Ve Bağışıklık Sistemi
Bağışıklık sistemimizin bir mikrobu nasıl tanıdığı üzerine düşünürsek bir mikrobu tanıması için mikrobun tam gücü ve etkileriyle vücutta bulunması gerekmez. Bağışıklık sistemine zararlı mikrobun zayıflatılmış haliyle bile tanıtılması yeterlidir. Aşılar da tam bu işe yararlar. Bakterilerin zayıflatılmış hallerini vücuda enjekte ederler. Bağışıklık sistemi bakterilerin üzerinde bulunan proteinlerden bakterileri tanır ve yok eder. Daha sonra bir daha aynı proteinlere sahip bir organizma tespit ederse onları da yok eder.
Biz de insanları benzer bir şekilde tanıyoruz. Bir kişinin kim olduğunu anlamak için o kişinin tüm vücudunu görmemiz gerekmiyor, sadece yüzünü gördüğümüz zaman bir kişinin kim olduğunu tespit edebiliyoruz.
Bir mikrobu bağışıklık sistemlerine tanıtmak için her kişiye ayrı ayrı aşı vurulması gerekiyor. Aşıların etkileri de ömür boyu sürmüyor. Bağışıklığın devam etmesi için bazı aşıların her yıl tekrar vurulması gerekiyor. Afrika, Hindistan gibi gelişmemiş yerlere ise bu aşılara çok az ulaşabildiği için bu yerlerde hastalıklar zarar vermeye ve evrilmeye devam ediyor. Bazen bu evrimler sonucunda hastalık o kadar başkalaşıyor ki eski aşılar o hastalığa karşı bağışıklık sağlayamıyor. Hastalığa karşı tekrar aşı geliştirilmesi ve tekrar aşılama yapılması gerekiyor. Aşıları icat etmek ve aşıları üretmek zaten masraflı. Herkese ulaştırmaya çalışmak daha da masraflı.
Keşke daha verimli bir yöntem olsa. Keşke hastalığın tanımlayıcı özelliklerini tespit ettiğimizde tüm dünyaya kendiliğinden yayılan bir çeşit aşımız olsa. Hatta bu aşı, birkaç mikroba karşı etkili olsa. Kitlelere bağışıklık sağlayan bir aşı. Örneğin zararsız ama bulaşıcı bir mikroba bu tanımlayıcı özellikleri yüklesek ve o zararsız mikrop dünyaya yayıldıkça diğer hastalıklara karşı bağışıklık yaysa.
Korona virüsü üzerine yapılan incelemelerde de anlaşıldı ki virüsün üzerinde HIV virüsüne benzer proteinler var. Bu proteinleri tanıyan vücut HIV virüsünde olduğu gibi tepki proteinleri üretiyor. Koronaya yakalananların HIV testinde pozitif çıkma sebebi buymuş. Koronayı üreten labratuarın üretme amacının HIV’e karşı bağışıklık sağlayan bir kitle bağışıklık aracı üretmek olduğunu düşünüyorum. HIV hastalığının genelde aşıların ulaşmadığı yerlerde görülmesi bu durumu destekliyor. HIV’e karşı bir çözüm bulamamış olabilirler ama bulunduğu zaman bu araç ile çözümü dünyaya yaymayı planlıyorlardı. Hatta birkaç hastalığa karşı birden bağışıklık sağlamayı planlıyorlardı. Belki de gribal hastalıkları, virüsün bulaştığı vücutlara tanıtmayı başardılar ve bu sebeple Korona olanlar bir süre gribal hastalıklara yakalanmıyorlardı.
Bu İyi Bir Şey Değil Mi?
Bu teknolojinin iyi bir şey olduğu için komplo teorisi olamayacağını düşünüyor olabilirsiniz. Komplo teorisi olması için şatosunda kahkaha atan kötü adamların tamamen kötücül amaçlarla şeytani şeyler yapması gerekmiyor. Hatta tam tersine şatosunda kahkaha atan kötü adam ve kadınlar, yaptıkları ve yapacakları şeylerin iyi şeyler olduğunu ve dünyayı kurtaracak ilahi iyilikler olduğunu düşünüyor.
Kitle bağışıklık araçlarının hayata geçirilmesinin kötü mekanik sonuçları olacak. Örneğin tüm dünyayı bir mikrobun belli versiyonuna karşı bağışık hale getirirseniz o mikroba evrim geçirmesi için yüksek miktarda baskı yaparsınız ve eğer mikrop evrim geçirirse kardeşleriyle yarış halinde olmadığı için çok hızlı şekilde yayılmaya başlar. Aşı bulunana kadar yayılmaya devam eder ve eğer bulunursa bile evrilme-yayılma-aşılama döngüsü yeniden başlar. Yahut yaymakta kullanacağınız araç ne kadar zararsız olursa olsun illa ki zarar vereceği birileri olacak ve bu zarardan onları korumak mümkün olmayacak. Korona virüsü de insan için zararsız bir virüstü. Bir gözü toprağa bakan insanlar hariç neredeyse kimseyi öldürmedi. Salgından sonra açıklandı ki Korona sebebiyle öldüğü açıklanan kişileri %99’undan azı Korona sebebiyle ölmemişti. Ancak yine de birileri ölmüştü.
Bu Etik Mi?
Gerçekten etik tarafından baktığımızda ise çok yalın bir gerçek yüzümüze çarpıyor. Yüz milyonlarca hayatı kurtarmak için biraz insanı feda eder miydiniz? Çoğu kişi buna evet derdi.
Korona örneğinde Korona virüsü sebebiyle bir miktar can kaybı yaşandı. Ama korona aşısı ve salgın bahanesiyle yapılan devlet önlemlerinde çok fazla can kaybı yaşandı. Çok insan fakirleşti. Ama bunlar doğrudan korona virüsüne bağlanmayacak ve sonraki kitle bağışıklık araçları kullanımında muhtemelen yaşanmayacak durumlar.
Türkiye sağlık bakanının 23 Haziran 2021’de yaptığı açıklamada salgın önlemlerinin korona salgınından daha fazla kişinin ölümüne yol açtığı itiraf edildi. Açıklama kimsenin umrunda olmadı. Kimse politika değişikliğine gitmedi. Muhalefet kimsenin istifasını istemedi. Aksine daha fazla kısıtlama talebinde bulundu. Kimse hapis yatmadı.
Bu video kaydedildiği sırada korona sebebiyle ölenlerin sayısı da yaklaşık 100 kat şişirilmiş şekilde veriliyordu. Bir kişi hastaneye yatmış yahut ölmüşse hemen ağzına bir çubuk sokuluyor ve pozitif çıkınca da hastaneye yatan yada ölen korona hastası istatistiğine ekleniyordu. Bahane olarak da bir kişinin koronadan mı başka sebepten mi öldüğünü tespit etmenin tehlikeli ve zahmetli olması ileri sürüldü. Kullanılan testlerin hastalığı doğru olarak tespit oranı %50 civarında olunca gelen hasta ya da cesedin 2-3 korona testine sokulması durumunda neredeyse kesin şekilde korona ile birlikte yatma ve korona ile birlikte ölüm istatistiğine sokuluyordu. İşte salgın önlemleri bu 100 kat şişirilmiş sayıdan bile daha çok can aldı.
2021 sonunda Yaş Gruplarına Göre Ayrılmış ABD Korona Salgını Verileri
Ancak kitle bağışıklık araçlarının hayata geçirilmesinin ahlaki sonuçları olmayacak. Düşünce dünyamızın temel fikirlerinden biri olan vücut dokunulmazlığı fikri 2020-2023 arasında çöpe atıldı. Eğer vücut dokunulmazlığı ve rıza fikrine hala sahipseniz aşırı sağcı, radikal, oy hakkı hatta çocukları elinizden alınması gereken birisinizdir. Vücudunuzda yapacakları değişikliklere direnmenizin artık kabul edilebilir veya kitle toplayabilir bir tarafı kalmadı. Ne meclisinizdeki insanlar ne de onların alternatifleri, vücut dokunulmazlığınızı umursamıyor. Umursayanlar bile soyut bir değer olan vücut dokunulmazlığını savunmakta, gözle görülür korkutucu hastalıklar karşısında çok zorlanır ve muhtemelen pes ederler.
Direnmenin de elle tutulur bir faydası olmayacak. Fonlardan gelen paralarla finanse edilip kimsenin bakmadığı laboratuvarlarda oluşturulacak ve dünyaya salınacaklar. Korona virüsünde olduğu gibi tespit edildiğinde durdurulamaz seviyeye çoktan ulaşmış olacaklar.
Mikrop Dışındaki Kitle Bağışıklık Araçları
Kitle bağışıklık araçlarının en önemli özelliği hedef kitleye kendiliğinden yayılabiliyor olması. Yayılması için illa bir mikroptan yapılması gerekmez. Hatta mikropla yaymanın yan etkileri, yayılması istenen öğenin amacıyla çelişiyor olabilir. Böcekler, bitkiler, balıklar, su gibi çeşitli araçları kullanarak bu amacı gerçekleştirebilirler.
A vitamini üretecek şekilde genetiği değiştirilmiş pirinçlerle A vitamini eksikliği yaşayan Doğu Asyalıların bağışıklığını güçlendirmiş, körlük yaşama ihtimallerini azaltmış ve hatta IQ’larını arttırmışlardı.
Bulabildiğim kadarıyla 2010’dan beri sivrisineklerin bazılarına bazı özellikler ekleyerek genetik değişiklik yaparak insan sağlığını korumayı amaçlayan uygulamalar yapılmakta. Google geçen hafta sivrisinekleri kullanarak bazı hastalıklara engel olabilecek bir uygulama için ABD hükümetinden izin istedi. Daha öncesinde Afrika ve Güney Amerika’da denenen bu yöntemi yakında ABD’de de göreceğiz.
Sivrisinek genetiğini değiştirerek sivrisineklerin popülasyonunu kontrol etmeyi amaçladıkları gibi sivrisineklerle birlikte yaşayan ve onların ısırıklarıyla bulaşan mikroplarda yapılan genetik değişiklikler ile de kitle bağışıklığı elde etmeye çalışıyorlar.
Et ve Süt Alerjisi
Kitleler üzerinde etkili olacak biyolojik ajanların eski örneklerinden biri de ömür boyu et alerjisine sebep olan kene ısırıklarıdır. Plum Island Animal Disease Center adlı bulaşıcı hayvan hastalıkları üzerine çalışan ABD laboratuvarına 25 km uzaklıktaki Lyme adlı yerleşimde ortaya çıkan bu hastalık çok büyük ihtimalle o laboratuvardan çıkmıştır. Bölge halkının anlatımlarına göre de kasıtlı olarak salınmıştır.
Bu hastalığın bulaştığı kişiler hayvan ürünlerine ömür boyu süren bir alerji geliştirirler. Et ve süt ürünleri tüketemezler. Dünyanın en zenginlerinin toplandığı Dünya Ekonomik Forumu’nda (WEF), dünyadaki et tüketimini azaltmak için bu kenelerin kullanılabileceği konuşulmuştur. (Malesef orjinal videoya erişmeyi Google engelliyor. Belki siz bulabilirsiniz.
Konferansın olduğu ve sonraki yıllarda hastalık hızla artmaya başlamıştır. 2026 başında yarım milyon ABD’linin kene ısırığına bağlı olarak Alpha-Gal sendromuna sahip olduğu tahmin edilmekte. 2020 öncesinde 100.000 kişiden daha az kişide olduğu tahmin ediliyordu.
Dünyanın en zengin ve güçlü insanlarının toplandığı Dünya Ekonomik Forumu’nda yapılan konuşmanın etkilerini küçümsememekle birlikte bu kişiler genelde var olan bir trendin sözcülüğünü yaparlar. Bilim camiasında birçok kişi bu fikre sahip. Bu fikre sahip bilim insanı sayısı giderek artıyor ve bu fikir daha da görünür hale geliyor.
Faydalı Kan Emme - Beneficial Bloodsucking makalesi linki
Bu yıl birçok çiftçi ormanlık alanlarda kutu içerisinde kene bulduğuna dair videolar paylaştı. Türkiye dışından gönderilen videolar kısa süre içinde kaldırıldı.
Google, Korona virüsünün kaynağına dair yaptığı çarpıtmalarda yaptığı gibi bu konuyu da sansürleyip “”debunk” etmeye çalışıyor. Alakalı sonuçları hiç göstermiyor veya kenelerle dolu kutu olmadığını söyleyen sonuçları en üstte gösteriyor.
Alpha - Gal sendromuna sahip kişiler, herhangi bir hayvan kaynaklı yiyecek ya da ürüne temas ettiklerinde, hatta hayvanlardan dökülen kepeğe temas ettiklerinde alerjik tepkime veriyorlar, bu tepki anafilaktik şoka kadar ilerleyebiliyor.
Bu yazının bir finali yok. Bu bir teknoloji tanıtım yazısı. Bir kitle imha-kitle ihya silahı. Bu teknoloji daha önce kullanıldığı gibi tekrar kullanılacak. Kullanılmasına engel olunamayacak. Etkilerinden saklanılamayacak. Toplumun geri kalanından tamamen izole bir hayat geçirseniz bile dağ başındaki kulübenize bir sinek ya da kenenin girmesiyle hayatınız bu araçların etkisi altına gireceksiniz. Belki önümüzdeki 20 30 yıl etkileri sınırlı kalacak ancak sonrasında etkileri kalıcı olacak. Yüce Tanrı oğullarımıza yardım etsin.













