Neredeyse bütün stil oluşturma rehberlerinde bir madde daima bulunur: Envanter oluşturmak. Okuyucuya gardırobunu açıp kıyafetlerini ayrıştırması, hangi ürünlere sahip olduğunu bilmesi önerilir. Gayet mantıklı bir öneri olsa da ben bu yazıda tersine gideceğim. Sizden gardırobunuzu değil kirli sepetinizi karıştırmanızı istiyorum çünkü odağım gardırobunuzda toz toplayan kıyafetler değil yıkandıktan sonra rotasyona aynı hızla geri girecek olanlar, üzerimizden çıkaramadıklarımız.
Herkes, farkında olmasa bile, kafasında gardırobunu kategorize etmiştir. Belli kıyafetlere özel günler veya spesifik anlar için rol atanmıştır. Lacivert, beyaz çizgili takım elbise iş görüşmelerine, gri takım elbise ise davetlere saklanmıştır. Kahverengi Dickies tişört, koyu lacivert GAP kotla pek uyumludur ve ufak işleri halletmek için dışarı çıkıldığına sakin ama salaş olmayan bir imaj çizmektedir. Konser merch’ü sadece güzel anıları hatırlatmakla kalmaz, ortamlara akarken kültür sinyallemek için birebirdir. Sigara almaya tekele veya su almak için köşedeki markete hemen gidip gelmek gerekiyorsa uzun kollu gri tişört ve siyah Puma eşofman altı hazırolda beklemektedir. Eğer hava güneşli ama serinse elim ilk koyu indigo Levi’s kot ceketime gider. Bunlar benim tercihlerimden sadece birkaç tanesi. Düşünün, sizin de illa belli olaylar için elinizin daha sık gittiği kıyafetleriniz vardır. İçinde muhteşem hissettiğiniz “havalı ceketiniz” sizi seksin ta kendisi gibi hissettiren o gömlek ve pantolon kombini veya nereye giderseniz gidin yükünüzü çeken emektar ayakkabınız. Bu hafta, kirli çamaşırlarınızı hemen makineye tıkıştırmadan önce bir yere dökün ve zaman tünelinde bir yolculuğa çıkın. Sonra, portmantoda asılı ceketlerinize bir göz gezdirin, ayakkabılıkta dört mevsim kombine yeri bulunan ayakkabıyı fark edin. Bahsettiğim kavramların, farklı etiketlere sahip olsa da, ne kadar çabuk somutlaştığını görünce şaşıracaksınız.
Peki, ne oldu da bu kıyafetlere bu roller atandı, bu kararların hangileri bilinçli, hangileri içgüdüsel yapıldı biliyor musunuz? Bilinçli verdiklerinizle (şimdilik) işim yok. Ben refleksif hareketlerinizin anatomisini incelemenizi istiyorum çünkü karar verme mekanizmanızın nasıl işlediğini anlamak, kişisel bir stil oluşturabilmenin kilit taşlarından bir tanesi. Gerd Gigerenzer, Gut Feelings kitabında içgüdülerimizin nasıl çalıştığını anlatırken durmadan şunu vurguluyor: İçgüdüler, bize ne kadar mantıksız ve duygusal gibi gelse de kendi içlerinde ayrı bir tetiklenme mekanizmasına ve rasyonele sahipler. Yukarıda verdiğim bir örneği açarak size ne demek istediğimi daha rahat anlatayım. 2 yıldır, en az 2 haftada 1 yeni hangi kot modelleri gelmiş diye Levi’s, GAP ve Beymenin sitelerinde dolanırım. Herhalde şu an sahip olduğum kot pantolon sayısı 10’u geçiyordur ve emin olun bu sayı artmaya devam edecek (bu yazı yayınlanana kadar bir tane daha aldım bile). Sadece pantolon da değil kot ceketim ve şapkam da var. Bir ara kot çanta almayı bile düşündüm (hala düşünüyorum). Kot, bende sebebini hala anlamadığım bir etkiye sahip. Özellikle, koyu indigo renginde ise. Bu renge nasıl tutulduğumu hatırlıyorum, o hikaye başka bir yazının konusu olacak, ama bu rengin başka hiçbir kumaşla olan kombinasyonu beni böylesine etkilemiyor. Kot ceketimin, bahar aylarında gerek işte gerek sosyal ortamlarda üstümden düşmemesinin sebebi bu psikolojik çekim. Ben ne zaman o kot ceketi giysem, dokusu, ağırlığı, rengi, çekimle birleşerek bende “olay budur” hissiyatı yaratıyor, bu yüzden ne zaman dışarı çıkacak olsam elim ister istemez ona gidiyor.
Şimdi başa dönelim ve tekrardan kirli sepetinizi ziyaret edelim. Zaman tünelinden geçerken neler gözünüze çarpacak? Onları bir kenara ayırın ve sorgulayın: Bu kıyafetin rolü ne ve ben bu rolü ona nasıl atadım? Arkasında, “git gel rahat oluyor ya” diye gayet pratik bir sebep yatabilir. Kim bilir, belki de bir rengin veya kumaşın sizde şimdiye kadar fark etmediğiniz etkisi ortaya çıkacaktır. Mutlak olan şu ki kararlarınızın arkasındaki mekanizmayı çözmeye başladığınızda, kişisel stilinizi oluşturmaya bir adım daha yaklaşmış olacaksınız. Kirli sepetinizde iyi keşifler.


