Anadolu’nun sanayi sitelerinde, ufak atölyelerinde, emekli öğretmenlerin düşlerinde... Hep duyarız: “Bak yeğenim, şuraya bir mıknatıs koysak, buradan bir kayış alsak, sürtünmeyi sıfıra indirsek...”
Bu adam doğru bir işin peşinde ancak yöntemleri yanlış. Onu, öyle bıraktılar. Ateşin peşinde koşan bir adam o, ancak onu boş gölgelerin, LED’lerin peşinde koşturuyorlar. Ona dediler ki: Bu ateşi unut. Git BİM’den margarin al, aptal kutusunun karşısına otur, 4 saat boyunca ağlak, ezik, varoş tiplerle dolu diziyi izle. Güç senin değil. Sen sadece fatura öde.
Böcekadamın bedava elektrik hayali nedir?
Klima biraz daha çok çalışsın. Suyu biraz daha sıcak kullansın. Doğalgaz faturası düşsün. Arabasını bedavaya şarj etsin. Cari açık kapansın, enflasyon bitsin, emekli maaşına %5 zam gelsin. Dünya süper bir yer olsun. Bu bir hamamböceğinin hayali.
Özgür bir ulus, Güneş’in çocukları sonsuz enerjiyi böyle mi düşleyecek?
Özgür Türk ne der? Burdur’u yerinden söküp uzaya gönderebilir miyiz?
EVET. Evet. Sonsuz enerji varsa Burdur’u yerden sökersin, yanına Isparta’yı eklersin, altına devasa motorlar takar, onu bir uzay gemisi yaparsın. İki ilimiz yan yana uzayda süzülür. Neden olmasın?
Böcekadam tasarruf düşünür. Türk yapar.
Elimizde bu güç var. Güneş ve Atom. İkisi de aynı gizeme sahip: Başta büyük bir istek, büyük bir para, bir sürü iş. Sonra o kurduğun santral sana yıllarca, on yıllarca bedavaya yakın, saf güç verir. O kadar çok güç verir ki, öğlen vakti ticari tarife elektrik fiyatı sıfıra düşer. Bıraksan eksiye de düşer. Sana güç vermek için sana para ödemek zorunda kalırlar. Türkiye’de ticari tarife elektrik fiyatı bu yıl 0 TL oldu. Daha önce de oldu. Gelecekte her gün olacak. Güneş de atom da her gün ilerliyor.
Peki bu güçle ne yapacağız? Faturadan 200 çöp kısmakla yetinecek miyiz?
Elinde güç varsa onu saklamayı öğreneceksin. Güneşi geceye, yazı kışa taşımalısın. Lityumda, sıcak tuğlada, hidrojenin içinde, barajın pompasında. Bu büyük bir iş.
Elinde güç varsa iş yapacaksın. Bedava elektriğin olduğu saatlerde o devasa veri merkezlerini çalıştıracaksın. “Yapay zeka”yı (bizce bu zeka değildir, ancak bir robottur) eğiteceksin. Çünkü robot güç ister. Bunu kim yapar? Zengin, korkusuz, güçlü, geleceğe bakan uluslar. İçinde bir sıcak yangın varsa onunla ülkeni temizleyeceksin. Yıkanacaksın.
Bitmeyen atık su tesisleri. Genç kızların genç oğlanlarla yüzüp eğlendiği plajları temiz tutan elektrikli dronlar. İzmir Körfezi’ni, Ege koylarını, Antalya kıyılarını havalandıran devasa makineler. Deniz suyunu içme suyu yapan dev tesisler. Plastikleri yiyen, eriten fabrikalar. Dağları delen elektrikli vinçler, iş makineleri. Hastaneler, garlar, limanlar, trenler...
Neden? Çünkü Türkiye altyapıya AÇ. Çünkü bu toprakların hala yapılacak binlerce “yapı”sı var. Eskimiş binalar, kurumuş dereler, unutulmuş ovalar. Liste bitmez. Türkler olarak bizim işimiz bitmez. Bizim işimiz iş yapmak. Elektrikli aletler de bize bunun için verildi. Ok yaydan çıktı, yön elektriğe doğru.
Şimdi sen diyorsun ki: Türkiye zengin mi?
Elbette zengin. Gidip Cibuti’ye para yağdırıyor, Karabük’e Afrika’dan öğrenci getiriyor, Samoaca kitap bastırıyor, “Hepinize bir Putin yeter” diyen adamlara maaş bağlıyor, Feto artığı adamlara ballı rektörlükler veriyor... Kaynak mı yok? Kaynak sonsuz.
Türkiye güçlü mü?
Elbette güçlü. Kendini yok etmek isteyenlere en büyük kıyakları bilerek, isteyerek yapıyor. Onları tanıyor, onlarla süreç yürütüyor. Bunu korkudan mı yapıyor? İşgal altında olduğu için mi yapıyor? Sadece güçlü olan adam kendi gücünden vazgeçebilir. Zayıf adamın böyle bir lüksü yoktur.
Türkiye canlı, istekli mi?
Her gün milyonlara aptal kutusundan “Hayatın iletişimsizlikten ibarettir, kaderine razı ol, seni karanlık güçler yönetiyor” diye fısıldayan bir Türkiye mi var? Her gün “daha çok spor yap, daha çok üret, daha çok öğren, daha çok düşün, daha çok yaşa” diye uğraşan bir Türkiye mi var? İnsanını her gün “işyeri”nde saçma sapan uğraşlarda, trafikte, kötü beslenmede, Afroasyatik Kırk Harami yalanlarında harcayıp eriten bir Türkiye mi var?
Anlıyorsun değil mi? Bu kadar yaşam enerjisini yanlış yere akıtan Türkler, ellerindeki güçle hiçbir iş yapmıyorlar. Bedava elektrik? Bedava elektrik zaten var. Olay elektrik değil. Olay o elektriği dizginleyecek, kullanacak, yönetecek bir kişi olup olmadığın.
Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümid etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik, en aşağı, bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarları ile sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurları ile yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı, onların oğlu oldu; Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.
Bedava elektrik, ne kadar güçlüysen o kadar işine yarar. Zayıfa sadece indirimdir. Güçlüye ise güçtür. O yüzden tüm bu işlerden önce yapılması gereken bir tek iş var. İşgalci otların bittiği bu kutlu bahçemizde, güzel ülkemizde büyük bir temizlik.
Gerisi zaten gelir.
Yıldız Erketunç


