Hakkında

Modernite, kitleleri “yumuşamış” bir siyasetin uyuşturucu sarmalında tutarak, düşüncenin keskinliğini köreltmiştir. Günümüz siyasal alanı, bir uzlaşı tiyatrosundan ibarettir; bu tiyatroda hakikat, yerini vasatın konforuna ve kitlelerin uyanmasını engelleyen bir narkoz etkisine bırakmıştır. Mürekkep, bu narkotik sisin içinden doğan bir itiraz değil; o sisin ötesine geçmeyi amaçlayan, çelik sertliğinde bir kopuş noktasıdır.

Kitlelerin afyonu haline gelen demokratik nezaket ve yatay siyaset, iradenin yüksek formlara ulaşmasının önündeki en büyük engeldir. Bizler, “sürü ahlakının” yarattığı o sahte eşitlik illüzyonunu parçalayarak, düşünceyi yeniden hiyerarşik bir düzleme oturtmayı hedefliyoruz. Düşünce bizim için salt dünyayı yorumlama aracı değil, onu daha yüksek bir forma, bir “üst-yapıya” doğru zorlamanın yoludur.

Bu zorlama, kaçınılmaz olarak bir düşünsel ayıklanma sürecini beraberinde getirmektedir. Entelektüel alanın bir fikir çöplüğüne dönüşmesine izin veren “hoşgörü” kültürü, düşüncenin niteliğini bozmuştur. Bu yıkıntıların arasında tıpkı biyolojik bir formun mükemmelliğe ulaşması gibi, teorinin de en saf, en işlevsel ve en seçkin halini arzulamakta olup uyuşmuş olanın karşısına katı olanı, yumuşamış olanın karşısına ise teorik bir sertliği koymayı hedefliyoruz. Mürekkep, marazlı olanın miadını doldurduğu, dejenere olmuş her türlü kavramın dışlandığı, sadece en dirençli ve en keskin teorilerin hayatta kaldığı bir yapısal disiplini temsil etmektedir.

Hedefimiz, kurumsal siyasetin dışında, teorinin en katı haliyle kuşanmış bir düşünce mimarisi inşa etmektir. Biz, uyanık zihinlerin sert gerçekliğini, geleceğin mızrağı olarak halkın bağrına saplıyoruz. Mürekkep, uyuşmuş bir toplumun vicdanı değil, uyanmış bir iradenin en radikal manifestosudur.